Kuran'da Ehlibeyt ve Alevilik
- 25 Eki 2017
- 2 dakikada okunur

Şura Suresi’nin 23:
De ki (Muhammedim), Ben peygamberliğimi tebliğime karşılık sizden, Ehl-i Beytim’i sevmenizden başka hiçbir ücret istemiyorum. (Şura: 23)
Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya kalkarsa, de ki, ‘Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım ve sonra dua edelim de, Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun. (Al-i İmran: 61)
Bu ayetin inişiyle Peygamberimiz kızını, damadını ve torunlarını yanına çağırarak ‘Allahım! Bunlar benim Ehl-i Beytimdir’ dedikten sonra kendisini kabul etmeyen Necran hıristiyanlarını mübahaleye (karşılıklı lanetleşmeye) davet etmiştir. Ayette ‘oğullarımız’dan kasıt Hz. İmam Hasan ve Hz. İmam Hüseyin, ‘kadınlarımız’dan kasıt Hz. Fatıma ve ‘kendilerimiz’den kasıt Hz. İmam Ali’dir. Necran hıristiyanları Ehl-i Beyt’in yüceliğini bildiklerinden, mübahaleyi kabul etmediler. Sulh yapıp cizre ödemeyi kabul etmişlerdir.
Ve ona ihtiyaçları olduğu ve kendi canları çektiği halde Allah rızası için yiyeceklerini yoksula ve yetime ve esire yedirirler. (İnsan: 8)
Hz. Hasan (a.s) ve Hz. Hüseyin (a.s) efendilerimizin hastalanmalarından dolayı İmam Ali ve Hz. Fatıma (a.s) anamız, çocuklarının şifa bulmasının için “üç gün oruç tutmaya” nezir (adak) ettiler. 3 gün iftarlıklarını ihtiyaç sahiplerine vererek sadece su ile iftar ettiler. Bu davranılarından dolayı İnsan suresinin 8. ayeti nazil oldu.
“(Ey Peygamber! Müslümanlara) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da siz sevsin...” (Âl-i İmran Sûresi: 31)
"... Ve ona (Peygamber’e) uyun ki doğru yolu bulmuş olasınız.” (A’raf Sûresi: 158)
“Onun (Peygamber'in) emrine aykırı hareket edenler, Allah’ın azabından sakınsınlar.” (Nur Sûresi: 63)
“(Ey Müslümanlar!) Andolsun ki, Allah’ın Resulü’nde sizin için uyulacak güzel bir örnek var. (O, sizin için en güzel örnektir.) ...” (Ahzab Sûresi: 21)
Buna göre, Hz. Peygamber (s.a.a)’in Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'i sevdiği ve onlara önem verdiği için, Müslümanların da Hz. Peygamber (s.a.a)’e uyarak onları sevmesinin, onlara önem vermesinin farz olduğu anlaşılır.
Peygamber (s.a.a)’in Ehl-i Beyti’ne dua edip salâvat göndermek de, Ehl-i Beyt’in büyük bir makama sahip olduklarını gösterir. Hatta namaz kılarken bile “Teşehhüd”ün sonunda; "Allah’ım, Muhammed’e ve Muhammed’in Âline salâvat ve rahmet gönder.” şeklinde onlara dua ederek salâvat göndermek farzdır.
Bu büyük tazim ve saygı Ehl-i Beyt’ten başka hiç kimsenin hakkında bulunmamaktadır. Bütün bu zikredilenler, Peygamber (s.a.a)’in Ehl-i Beyti’ni sevmenin farz olduğunu göstermektedir.
Yorumlar